Başkasının hikâyesinde yol alır gibi...
Takip ettiğin ayak izleri bir diğeriyle karışıyor şaşırıyorsun yolunu. Kar örtmüyor işte nihayetinde; uzun yollar aşmışsın belli, tekinsiz şiirler okumuşsun da kaybolmuşsun kalbimin arka sokaklarında. Benim kalbim bir dağa yaslamış sırtını, bütün hikâyeleri ters yüz etmekle meşgul.
Bu sabah bembeyaz bir düşe uyanmak ihtimalini cebinde taşıyan çocuk, gözlerimden taşan buğuya dayadı başını, öylece kaldı. Susmaktan yapıldı çünkü bütün caddeleri şehrimin; yeniden inşasına bir ömür daha gerekliydi, seve seve feda edebileceğim, ettim. Yeni bir ömre sığdırılabilecek ne varsa yükledim heybeme öyle geldim. Hiç gidilmemiş yola sap, dedi Şair, koşulsuz bir kabulle çizdim güzergâhımı. Yol arkadaşlarım yoktu, yokluklarına ahdimi bağışlayıp öyle geldim.
Ezberim şaştı, kalbim daraldı, kaybolmaktan ürken bir kuş kondu omzuma, onu kattım kervanıma. Ha bir de içime içime akan yazdan kalma bir gülüş, ona da yer ayırdım yamacımda. Şehrin bilindik yollarından uzağa çok uzağa ayarladım saatlerimi. Adımsayar koyuyorlar yürüdüğümüz yollara, şaşırmaktan yürümeye takatimiz kalmasın diye. Kelimelerden umudunu yitirmiş nesillere rakamlarla savaş açıyorlar, daha olmadı zihinlerine küçük küçük çentikler atıyorlar ekranlardan, adresi meçhul öfkeler, kocaman yalnızlıklar, aceleci ruhlar...
Yorulduğum aşikâr; bütün bu kirli gündemlerden, dipsiz kötülükten, ışığa düşman dilsiz kuyulardan...
Yazmaktan da yoruldum, anla; karanlıkta göz kırpan gölgelere kelimelerin hükmü geçmiyor zira. Ne desem eksik, ne çizsem karın bağrına siliyor ardı sıra gelenler. İşte burada öylece durmuş "Susmanın kalesine sığınıyorum" şimdi. Ne ikna edebilir beni kim, yeniden hayata?...

Allah var, gam yok.
YanıtlaSilAmenna…
YanıtlaSil